Büyük Birlik Partisi’nin 33’üncü kuruluş yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen Programa katılan BBP Genel Başkanı Mustafa Destici gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Destici terörsüz Türkiye sürecini değerlendirerek birlik ve beraberlik mesajı verdi. Destici, anayasa tartışmalarına da değindi.
Küresel emperyalizmin, bölgemizi ve tüm dünyayı sömürmek için kurguladığı; bugün bölgemizde ve dünyada yaşanan neredeyse tüm problemlerin temelini oluşturan politikalarının karşısında olduk.
Yeni kurulmuş Suriye yönetiminin sınırları zorlayan hoşgörü ve tahammülüne rağmen, Türkiye’nin tüm uyarılarına karşın, PKK’nın Suriye kolu SDG’nin anlaşmalara uymaması ve sivillere yönelik saldırılarının devam etmesi, Suriye’nin SDG’ye müdahalesiyle sonuçlandı. DEM’liler kanlarının son damlasına kadar savunacaklarını söylediler. “Biz de dedik ve yine diyoruz ki, kim PKK-YPG-SDG’yi savunmak istiyorsa buyursun gitsin, kapı açık, ancak giderken, geri dönmemek üzere, Türkiye Cumhuriyeti Pasaportunu ve kimliklerini bırakıp gitsinler. Bölgemizdeki denklemlerin ve seçeneklerin hiçbirinde, terörün ve terör örgütünün yeri yoktur, olmamalıdır ve olmayacaktır. Türkiye’de “terör örgütü tarafından kurdurulan”, “yönetimi, adayları, söylemleri ve politikaları terör örgütü tarafından belirlenen”, “yasaların boşluklarını kullanarak teröre alan sağlamaya çalışan” sözde bir siyasi yapılanmanın varlığı, esas olarak siyasetin değil, “hukukun” ve “güvenlik kuruluşlarının” meselesidir.
“HİÇBİR DEVLET, TERÖR ÖRGÜTLERİNE MÜSAMAHAYLA DAVRANMAZ”
Hiçbir devlet, varlığını, birliğini, bütünlüğünü hedef alan terör örgütlerine bu ölçüde bir müsamahayla davranmaz, davranamaz. Devletler suçla, suç örgütleriyle, ihanetle, hainlerle müzakere etmez, mücadele eder, suçluları yakalar ve etkisiz hale getirir, yoksa var olamaz. Milletimize, devletimize, vatanımıza düşmanlık edenler, hiç tereddüt etmeden ve milletimizde hiçbir şüpheye yer bırakılmadan, hak ettikleri muameleyi görmelidir. Başka millete, başka devlete, başka bayrağa bağlı olanların tümünün, eğitim, sağlık, çalışma, mülk edinme başta olmak üzere, vatandaşlık haklarından faydalanmaları engellenmelidir.
“İLK DÖRT MADDE, KIRMIZI ÇİZGİMİZDİR”
Türkiye yeni bir anayasa konuşuyor. Herkes kırmızı çizgilerini masaya koyuyor. Buradan, Ankara’nın göbeğinden, küresel odaklara ve onların yerli işbirlikçilerine sesleniyorum. Bizim kırmızı çizgimiz bellidir! İlk 4 maddeye, devletin tekliğine, bayrağın alına, İstiklal Marşı’nın ruhuna kimseyi dokundurtmayız!
“AİLEMİZE UZANAN KİRLİ ELLERE GEÇİT VERMEYECEĞİZ”
Biz Büyük Birlik olarak, yeni anayasaya çelikten bir madde, 5. bir sütun daha çakmak istiyoruz! O sütun ‘Türk Ailesi’dir! Küresel emperyalizmin ‘cinsiyetsiz toplum’ projesine, çocuklarımızın zihinlerini bulandıran LGBT dayatmalarına karşı, anayasaya ‘Ailenin Kutsallığı ve Korunması’ maddesini, değiştirilemez bir hüküm gibi kazımak zorundayız!
Bize ‘özgürlük’ masalı anlatmayın. Bir çocuğun fıtratını bozmak özgürlük değil, insanlık suçudur! Buradan ilan ediyorum: Nesli korumak, vatanı korumaktır! Vatanın sınırlarını ordumuzla, evin sınırlarını anayasayla koruyacağız. Ailemize uzanan kirli ellere geçit vermeyeceğiz!”
